Hani havada, karada, suda derler ya işte öyle bir şey benim hayatım… Hepimizinki gibi suda başladı. Çok sevmiştim. Sonra doğdum ve herkes gibi yaşamımı karada sürdürmeye başladım. Ama aklım havadaydı. Uçmalıydım. Pilot değil, “uçak” olmak istedim. Teknik sebeplerden dolayı olamayınca ben de onları onarıp uçabilir hale getirmeyi iş edindim. Fırsat buldukça da uçtum. Demir kuşlarla vedalaşma vakti gelince tekrar karaya döndüm. Sonrasında da güvenlik sektöründe yönetici ve danışman olarak çalıştım. Bu dönemde güvenlik adına aldığım eğitimleri saymayayım, sıkılırsınız!

Yöneticilik yıllarım boyunca biraz daha derin düşünmeye başladım. O kadar derinlere daldım ki, çıkmanın yolunu yine dalmada buldum… 90’lı yılların başında sıcak bir yaz günü güneş herkesi kavururken Akdeniz’in sularından davet geldi, kıramadım. İyi ki de kırmamışım. Yeniden suda nefes almak, Beyoğlu Balık Pazarı’ndaki babamın balıkçı dükkanında oynadığım çocukluğumun kahramanlarıyla gerçek ortamlarında selamlaşmak, bana beni yeniden hatırlattı!
Dalışlarımdan birinde minik bir hamsi sürüsüyle karşılaştım. Hemen yanlarına yanaştım, bana şöyle bir bakıp solungaçlarını havalandırdıktan sonra, “boyut itibarıyla uymuyorsun ama ruh itibarıyla tam bir hamsisin, hoş geldin” dediler ve “hamsi” oldum. Yıllar geçtikçe hamsi sürüsü de, benim dalış aşkım da büyüdü. Aşkım büyüdükçe onu ne kadar ciddiye almam gerektiğini fark ettim. Güvenlik şirketindeki iş hayatımla, “ben burada var oluyorum” dediğim deniz hayatım zaman zaman sürtüşmeye başladı.

Bir karar verme zamanı gelmişti. Zaten bir süredir bu aşk beni geri dönülmez bir şekilde içine almıştı. Bu dönemde, aşkımın ortamında var olabilmek için gereken eğitimleri aldım. Artık aramız daha da iyiydi. Bu öyle güzel bir aşktı ki, başkaları da yaşasın istedim. Yakın dostlarıma verdiğim “Batmayalım, Dalalım” ve “Sağ salim inelim, sağ salim çıkalım” seminerleri ile bu duyguyu onlara da tanıtmaya çalıştım. Dostlarıma yeni bir dünya tanıtmak ve onlarında bağlandıklarını görmek bana iyi geldi. Karar vermiştim, “Artık onsuz olmayacaktım!”

Bu kararımla, 2004 yılı Mart ayında sulardaki hamsi sürülerini çoğaltmaya, hamsilerimin ilk aşklarına tanık olmaya ve hamsilere, denizle birbirlerini kırmadan nasıl bir arada olabileceklerini öğretmeye karar verdim. Yıllarca güvenlik şirketinde yönetici ve danışman olarak görev yapmam ve tedbiri yaşam biçimi haline getirmiş olmam, dalışlarımda ve dalış eğitmenliğimde güvenliği daima ön plana çıkardı. Zaten mutluluğun güvenle geldiğini görecek kadar da büyüdüm.

Belki de bu kadar lafa gerek yoktu, dostlarım hayatımın özetinin anahtarlığımda olduğunu söylerler. Merak edenlere gösteririm.